Oğlum Kıbrıs | Yazdır |  Posta

Oğlum Kıbrıs

 

BABA ILE OGUL

Yoksuldu baba...
Çok zor kosullarda, zar zor büyüttü oglunu... Yemedi ona yedirdi, giymedi onu giydirdi.
En büyük ideali yavrusunun kendi ayaklari üzerinde durabildigi  günleri görüp Avrupa'ya yerlesmekti. Orada iyi para kazanacak, bundan böyle adam  gibi yasayacakti.

Zamanla oglan büyüyüp serpildi, bagimsizligini  ilan etti. Ancak bir arkadasiyla ayri evde oturdugu halde,  kendi harçligini çikaramiyor, hala babasinin eline bakiyordu. Üstelik ev arkadasiyla
da kavgaliydi. Baba yine de her eziyete katlaniyor, disinden  tirnagindan artirdigini  ogluna aktariyordu. Ne de olsa o, kendi kanindan,  kendi soyundandi. Bir yaz günü, oglanin evinde büyük bir kavga  koptu. Evladinin dövüldügünü duyan baba sopayi kapip evi basti;  öfkeyle oglunun ev arkadasinin kafasini yardi.  Tabii bütün mahalle ayaga kalkti. Herkes babayi suçladi. Adi "belali"ya çikmisti.

Yillar geçti... Baba bir daha dayak yemesin  diye, oglunun yanindan hiç  ayrilmadi; ona as, para, silah verdi, yanina adam koydu.

Artik yavrusunun güvencede oldugunu düsünüyor,  kendi düslerinin pesine  düsme vaktinin geldigine inaniyordu.  Yeni bir hayata kanatlanmak üzere vize  kuyruguna girdi.   Ancak "Sen giremezsin" dediler, "Haneye tecavüz  etmissin".

"Ama oglumu dövüyorlardi" diyecek oldu,  dinlemediler.  Yikildi baba... Yavrusunu koruma ugruna büyük idealinden olmustu.  Kimi dostlari "Oglani evlatliktan reddet, kurtul.O zaman alirlar seni" dedi.
    
Baba "Insan hiç oglundan vazgeçer mi" diye  direndi, dinlemedi.

Gel zaman git zaman, yoldan çikti bizim oglan... Kirli islere bulasti. Evinde uyusturucu ticareti yaptigi, silah sakladigi, kanun disi islere bulastigi haberleri geliyordu.  Babasindan zengin hale gelmisti, ama hala ondan harçlik aliyordu. Üstüne üstlük babasini  da sevmiyor, "Basima ne  geldiyse senin yüzünden" diye dikleniyordu.  Zavalli adamcagiz, onu kollayacagim diye hem fakirlesmis, hem yalnizliga itilmis, hem de istikbal planlarini ertelemisti.  Simdi kendisini sevmeyen problemli bir oglanla  bas basa kalmisti.
   
Sonra bir gün, araya aracilar girdi, oglan ev  arkadasiyla  baristirildi.  Eski kavgalari unuttular, birlikte vize alip güle  oynaya Avrupa'nin yolunu tuttular. Babanin düslerinin ülkesiydi orasi...  Baba "Madem onlar baristi, ben de gideyim" diyecek oldu, ama yine ayni gerekçeyle kapidan kovuldu: "Sen bir süre daha  bekleyeceksin. O arada sicilini düzeltmeye çalis." Simdi baba, bir yandan ogluna harcamaktan biriktiremedigi paralari biriktirmeye, bir yandan da oglu yüzünden bozulan sicilini düzeltmeye çalisiyor.
Ve boynunu büküp, eski kavgalisiyla, el ele  kendi mutluluk diyarina uçan oglunun ardindan el
salliyor:

 "Oglum, Kıbrıs'ım! Sen mutlu ol yeter... Belki bana da bir gün verirler. Ben de bir gün yüzü görürüm."

CAN DÜNDAR

Yorumlar (0) >>
Yorum Yaz

Yorum yazmak için giriş yapmanız gerekmektedir. Eğer üye değilseniz lütfen kayıt olunuz.


busy
 
< Önceki   Sonraki >
Google
 
GİRİŞ FORMU


Parolamı Unuttum
Yeni Üye
Adriana Lima
SONSUZ TASARIM